Böyle bir parti kurulmamalıydı bile
AKP’liler ve işbirlikçileri Anayasa Mahkemesi’ni etkilemeye çalışıyorlar:
“Halkın %47’sinin oy verdiği bir partinin kapatıldığı hangi demokraside görülmüştür.”
İlk bakışta çok mantıklı gözüken bu itiraz aslında son derece çarpık bir faşist anlayışı yansıtmaktadır.
Hatırlanacağı gibi Tayyip Erdoğan Şeriatçı hareketin demokrasiyi kullanma taktiğini yıllar önce çok açık bir şekilde ortaya koymuştu:
“Demokrasi tramvay gibidir, ineceğiniz yere kadar biner gidersiniz.”
Herhalde bu söz kadar faşizmin demokrasiye yönelik evrensel tavrını güzel özetleyen bir özdeyiş yoktur.
Dolayısıyla demokrasi açısından skandal olan, %47 oy almış faşist bir partinin kapatılması değil, tam tersine o partinin bu noktaya kadar gelmesine izin verilmesidir.
Hatta Türkiye’de demokrasinin en büyük çarpıklığı böyle bir partinin kurulmasına bile izin verilebilmesidir.
Dünyada hiçbir demokrasi kendi devletini, anayasal rejimi, kamu düzenini ve demokrasiyi yıkmaya niyetlenen bir partinin kurulmasına izin vermez.
Bırakın izin vermeyi, böyle bir parti kurmaya cüret edenlerin ilk günden yakalarından tutulur, ya tımarhaneye ya da mapushaneye tıkılırlar.
Ancak Türkiye’de demokrasi adı altında öyle çarpık ve hukuksuz bir rejim işlemektedir ki; kendi devletine düşman, kendi ülkesinin sınırlarına karşı çıkan, kendi Cumhuriyetini yıkmak isteyen insanlar açıkça parti kurabilmektedir.
Parti kurmayı bir yana bırakın, önce belediyeleri, sonra merkezi iktidarı alabilmektedir. Ve en sonunda da Anayasa’yı da ortadan kaldırıp, tüm Cumhuriyet ve demokrasi güçlerini faşist bir dikta altına sokmayı tasarlayabilmektedir.
Bu garabete artık son verilmek zorundadır. Yoksa iş öyle bir noktaya gelmiştir ki, AKP kendisini yaratan demokrasi maskeli Batı uydusu bu garip sistemi de ortadan kaldıracaktır. Türkiye’de şekilsel demokrasiden bile eser kalmayacaktır.
Ali Özsoy
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
Arkadaşına Gönder!
Malesef ki jeopolitik konumumuz nedeniyle yaklaşık 50 yıldır büyük ortadoğu projesi denen saçmalıktan en çok etkilenen ülkeyiz... kimsenin Türklerle bir alıp veremediğinin olduğunu sanmıyorum artık. Ama dünya öyle bir halde ki vahşi kapitalizm sadece şirketler değil, ülkeler arasında da en geçerli sistem. Ve büyük ortadoğu projesi için kilit konumda olan ülke türkiye. diğer ortadoğu ülkeleri türkiye kadar problem yaratabilecek güce sahip değil. Bu nedenle Irak veya Lübnan a davranıldığı kadar dürüst davranılmıyor Türkiye ye ve savaşın her türlüsü uygulanıyor. Birisi etnik bölücülük fitillerini ateşlemek, birisi Çin in üretim gücünü artırarak Türkiyenin üretim yaptığı alanlarda etkisiz kalmasını sağlayıp dışa bağımlı kılmak, diğeri sağ-sol kavgası çıkarmak ve sonuncusu da dümeni istenilen yöne kıracak bir hükümeti başa getirmek. İsrail stratejik planlama birimlerinin 32 yıl önce türkiye için öngördüğü ılımlı islam hükümeti modeli akp yi işaret ediyor. Yani bu işler bi parti kapatmayla bitirilebilecek işler değil... Ya da "hiç kurulmamalıydı" denecek kadar... Yıllar süren bi planlamanın ardından o kadar güzel oynuyorlar ki oyunlarını, akp kapatılsa bile, akp nin bu konu için hazırladığı 4 formülden dördü de başarısızlığa uğrasa bile bir dahaki seçimde akp nin varisleri %70 oyla gelecekler. İnsanların sempatisini kazanabilmek için yapabilecekleri en kirli ve en sinsi siyaseti yapıyorlar ve bunda da çok başarılılar... ABD ve İsrail in yüzünü kara çıkarmadılar şu ana kadar... Yeri geldi, baş ezdiler, yeri geldi, ezilen başı oynadılar. Diyorum ki, sorun akp ya da ılımlı islam politikası değil, büyük ortadoğu projesi denen bu gösteride perdenin arkasından oyunculara suflörlük yapanlardır. Adamlar Türk insanını o kadar iyi etüd etmiş ki, hangi olay karşısında ne tepki vereceğimizi tartışmıyorlar bile. Çünkü biliyorlar. Kapatma davası açıldıktan sonra bütün akp karşıtı kesimde bir sevinç hakimdi ve herkes kapatma davasının prosedürünün nasıl işleyeceğini tartışıyor ve uyuyordu. Ama akp kendi formüllerini buldu bile. İnsanlarımızı sevindirmek gerçekten çok kolay. Bir iddianağme yeterli. Ya da kızdırıp birbirine düşürmek. Şu anda ihyitacımız olan halkımızı uyandıracak bir önder. Bu önder olmadıkça halkımızın uyanması imkansız. Özgür halk uyanık halktır diye birşey yok. Özgürlükleri vardı, gittiler dağa çıktılar, insanlarımızı öldürdüler... Özgürlükleri vardı, gidip tarikatlar kurdular memleketi karanlığa boğmak için... Özgürlükleri vardı, gidip rahipleri gazetecileri öldürdüler kafatası milliyetçiliğinin tetikçiliğini yaptıklarını bilmeden... Gerçekten uyanmamış olan bir halk bu kadar özgürlüğü hak etmiyor bence... Ne ben, ne de bir başkası... Uyandığımız ve gerçek düşmanlarımızı tanıdığımız gün özgürlüğümüz için savaşabiliriz. Hak ettiğimiz özgürlüğümüz...